367'nin mucitleri, yüzde 47'nin mimarları...
bir mülakatında dönemin başbakanı ecevit'in yardımcısı hüsamettin özkan
şöyle diyor..
''biz ahmet necdet sezer'i tanımıyorduk bize bir tavsiye kararı
geldi, bir gün sonra baktımki koalisyonun 3 ortak partisine aynı karar
gitmiş ve onlarda sezer'in cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etmişler..!
bir gün önce kimseciklerin tanımadığı sezer bir gün sonra encümen-i daniş'in
önerisi ile cumhurbaşkanı aday'ı oluvermişti, karşısına sadi somuncuoğlu çıkmış
oda partisinin diğer mensupları tarafından tartaklanmıştı...
10.cumhurbaşkanımız tomabaladan böyle çıkmıştı..!!!!
11.cumhurbaşkanı önemli bir kavşaktan geçiriyordu ülke'yi..
son günlerde ortaya çıkan encümen-i daniş üyesi kıvrıkoğlunun ses kaydı
nasıl mumcu ve ağar'ı bertaraf ettiğini anlatması, bu süreçte hukukçular ile
sık sık görüşmesi bunların başında sabih kanadoğlu geliyor,
sonunda anamuhalefet partisi meclis'e girmemiş, diğer iki minik muhalif
parti, bunlar iktidardan ayrılmış vekillerden oluşan partiler olmasına karşın cumhurbaşkanlığı
seçimi için meclise girmemişlerdi..
arka planını bu günlerde öğrendiğimiz o hızlı diplomasi trafiği başarılı olmuş
nur topu gibi ''367'' krizi o günlerde dünayaya gelmişti..!!
*silivride doğu perinçek'in dediği gibi o süreçte 367 krizi ve muhtıradan sonra
ahmet necdet sezer hükümeti istifaya zorlasa hiçbirimiz burada olmazdık itirafı,
*veli küçük'ün biz bunları bitirmez ve önlerini kezmezsek bunlar bizi bitirir tespiti,
*süleyman demirelin sağ'ın prenslerini birer birer çağırıp ikna edip
sol ittifaktan aday olmalarını sağlaması (ilhan kesici,yaşar okuyan, lütfullah kayalar)
*cumhuriyet mitinglerinden sonra bir araya bir türlü gelemeyen sol partilerin
kayıtsız şartsız bir ittifak yapıp seçime birlikte girmeleri,
*mumucu ve ağar'ın sinan aygün önderliğinde başkalarının telkini ile
partilerini ''dp'' çatısı altında birleştirip seçime tek parti girme çabaları,
bu önemli kavşağın akılda kalan manevraları idi..
o süreçte bu gün veli küçüğ'ü tanımadığını söyleyen süleyman demirel ve karadayı
veli küçük'e elindeki bütün olanaklarını kullanması için haberler yolluyorlar
encümen-i daniş tavsiyeleri havada uçuşuyordu,
o tavsieyelere uymayanlardan biri olan afyon vekili ümmet kandoğan
mecliste tehdit ediliyor, buda yetmemiş gibi yurdun başka vilayetlerinden
tehdit telefonları geliyordu..
o sürece katkıda bulunanlar, genelkurmay başkanına ''e muhtıra'' verdirmiş,
siyasi otoriteyi allak bullak etmişlerdi, mumcu ve ağar'ın politik hatalar
yapmasını sağlamış, chp'yi anayasa mahkemesi kapısına ulak yapmışlardı,
dün bir tv'de aykırı soruların muhattabı olan kanadoğlu encümen-i daniş'e
övgüler yağdırıyor ve gerekliliğini anlatıyordu,
cumhurbaşkanlığı seçimi kanadoğlu'nun yönlendirmesi ile mahkemece iptal ettirilmişti,
ve yüzde 47 süreci bu şekilde işlemeye başlamış sonuçta bütün pansuman çözümler
ellerinde patlamıştı o kutsal ittifakın..!
başörtüsü düzenlemesini yine aynı telkin ile aynı partiye iptal ettirmeyi başaran
kanadoğlu'nun klavuzluğu devam ediyor,
encümen-i daniş'in seçtirdiği sezer'in anayasa mahkemesininin burçlarına yerleştirdiği
sağlam adamları önlerine gelen her şeyi iptal edip geri yolluyorlardı,
kapatma davası açılmadan önce perinçek deliller topluyor, yarsap başkanı eminağaoğlu
savcı yalçınkaya'ya ve kanadoğlu arasında mekik dokuyordu,
istikbalde genelgurmay başkanı olacak olan ilker başbuğ encümen-i daniş'in üyesi 3 eski
genelkurmay başkanı olan kıvrıkoğlunun telkin ve tavsiyelerini
kameraları kapatılmış, elektrikleri kesilmiş..! karargahta yüksekmahkemenin asker kökenli
üyesi osman paksüt'e mum ışığına tek tek anlatıyordu,
osman paksüt'ün babası ve dedeside daha önceki kaoslarda hukukçu olarak bil fiil etkin olmuşlardı..
encümen-i daniş üyelerinin aralarında silivriyi ''guantanamo'ya'' çevirdiler cümlesi,
istanbul'dan antalya'ya eski rektör şimdi chp belediye başkan aday'ı olan akaydın'a
destek için aynı uçakta yan yana yolculuk eden ''kanadoğlu ve baykal''ın uçaktan
inişlerinden sonra baykalın dilinden medya mensuplarına söyleniyordu..
iki hafta önce ''yasama, yürütme ve yargının'' köşkte bir araya gelmelerine,
chp'nin hukuk bilmez sözcüleri anayasaya aykırı diye yorumlamış, daha sonra klavuzları kanadoğlu
madde madde haklılıklarını tespit etmişti..
sonuçta...
süleyman demirel'in tanımadığını söylediği veli küçük,
kıvrakoğlu'nun o adamı tanımıyorum diye kıvırttığı, emrinizdeki komutandım o adam değilim diye
mektup yazan veli küçük, encümen-i daniş, mumcu, ağar, perinçek, demirel, sezer, baykal, kanadoğlu,
eminağaoğlu ve savcı yalçınkaya
vs vs hepsi sizce aynı filmin aktörleri değillermidir, yada şöyle söyleyeyim
isimleri aynı iddianamede yer alsa kim çıtını çıkartabilir..
367'nin mucitleri yüzde 47'nin mimarları değillermidir sizce..?
yüzde 47'den sonra nemi oldu..?
cumhurbaşkanımızın adı ''abdullah'' (arap ismi eşi başörtülü)
başbakanımızın ismi ''recep tayyip'' (arap ismi eşi başörtülü)
anayasamahkemesini başkanının adı ''haşim'' (arap ismi eşi baş örtülü)
yök başkanı ''yusuf ziya'' (arap ismi eşi baş örtülü)
rtük başkanı ''zahit'' (arap ismi eşi baş örtülü)
'''davos'ta arapların yanında aslanyürek bir savunucuları vardı'''
silivride vatansever türkleri savunan bile yok savunmayıda boş verin
tanıyan bile yok..!!
sizce bu işte bir gariplik yokmu, her şey müdahale edilmeyip mecrasında devam ettirilse
bundan daha kötü olurmuydu..?
önce ergenekon'a, tsk'nın içindeki kontrol dışı dinamiklere, aydın doğan'a, encümen-i daniş'e ve
sonunda yahudi lobisine davosta posta koyan kasımpaşalı bu günlere hangi yanlışlar sayesine geldi..?
'''367 olmasaydı yüzde 47 olmazdı, davostaki organizasyon olmasa tayyip erdoğan kahraman olmazdı'''
bütün mantık kuralları alt üst oldu,
''öfke ile kalkan tayyip kar ile oturdu''
''başına davos kuşu kondu'' (rotinda23)